Şehir Efsanelerine Son! Süt Gerçeklerini Burdan Okuyun! :)

IMG-20150603-WA0002İki gün önce, Momztalks konuşmalarının Süt Gerçekleri üzerine, uzman diyetisyen Selahattin Dönmez ile yapılan dördüncü ve sonuncu Sütlü Kahvaltılar sohbetine, sevgili Fikir Annesinin davetlisi olarak katıldım. Baştan belirtmeliyim, bu kadar keyifli bir grupla böylesine bilgilendirici bir sohbette olmak inanılmaz keyfiliydi benim için.

Selahattin Dönmez, vücut için özellikle hayvansal kalsiyum kaynaklarının faydasından bahsetti. Aynı Omega3’te olduğu gibi, hayvansal kalsiyum kaynaklarının bitkisel kalsiyum kaynaklarına oranla vücutta bio yararlılığı direkt kullanılabilen bir kaynak olduğunu söyledi.  Bu kaynaklardan emilen kalsiyumun vücutta direkt doğru yerler tarafından kullanılmasının öneminden bahsetti. Bitkisellere göre vücutta daha ilaç gibi etkin olduğunu, bu yüzden hayvansal kalsiyum kaynaklarının çok önemsendiğinin altını çizdi.

Günde 3 porsiyon süt ve süt ürünü tüketmemiz gerekiyormuş.  Bu da:

1 su bardağı süt = 1 su bardağı yoğurt = 2 küçük dilim peynir = 2 su bardağı ayran = 1 su bardağı kefir

Bunu da süt, yoğurt, ayran şeklinde farklı şekilde tüketerek çeşitlendirmek gerekiyormuş.

20150603_110029Sütte en önemli ve dikkat edilmesi  gereken kısım, süt memenin ucuna geldikten sonra sağılmasıyla başlıyormuş. Hijyen en önemli sorun. Nasıl ki anneler bebeklerini emzirirken direkt memeden besliyorlar, sütte de, evlere ulaştırılması kısmına geçiş aşamasında en çok dikkat edilmesi gereken kısım sağılma ve paketlenme aşaması. İneğin poposundan, sağılma şeklinden, sağan kişinin ya da sütün içine koyulduğu kabın hijyeninden, havadan, idrar kanalından vb pekçok kriterden dolayı sütün mikroplanması sözkonusu olabilirmiş. Peki bu mikroplar nasılsa kaynatılarak geçer; endişelenmeye neden bu kadar gerek var derseniz, süt gibi protein kaynağı ürünlerin hepsinin çok çabuk bozulma (mikrobiyolojik kontaminasyona uğrama) riski taşıdığını belirtmekte fayda var diyor Selahattin Dönmez.

Süt, doğumdan ölüme kadar hayatımızda olması gereken bir ürün. Teknoloji geliştikçe süt, en doğru ısıl işlemlerle soframıza geliyor. Buna ulaşma imkanı olmayanlara da sütü kaynatmaları öneriliyor.

Patojen organizmaların tamamen, diğer organizmaların da birçoğunu ortadan kaldıracak şekilde özel tesis ve cihazlarda ısıtılıp soğutularak elde edilmesi işlemine pastorizasyon deniyor. %95’e kadar patojen olan mikroorganizmaları kaldırıyorsun, kalan %5 oranında o mikroorganizmalar orada kalıyor, donduruluyor ve zaten bize zarar vermiyormuş. Ayrıca ilginçtir ki, ısıl işlemler vücutta daha rahat kullanımı sağlıyormuş

Değişik pastorizasyon uygulama yöntemleri varmış dünyada. Bizim ülkemizde 12 ile 16 saniye arasında 72-80 derecede ısıtılıp soğutulma şeklinde yapılıyormuş.

UHT ‘de ise 135 – 150 derece arasında 2 ile 6 saniye kadar ısıtılması sözkonusuymuş. Her ikisinin de buzdolabında saklanıp 2-3 günde tüketilmesi geretiğini belirtmekte fayda var.

Günde 500 ml.den daha fazla süt tüketmek midede üreteceği volümden dolayı öğündeki demir içerikli yiyeceklerin emilimini azaltabilir, bu da demir eksikliği anemisine neden olabilirmiş.

Ayrıca fazla kalsiyumlu beslenmek demir emilimini olumsuz etkileyebilirmiş.

Normal yemek yeme ısısında yapılan ısıl işlem, proteinle ilgili hiçbir problem yaratmaz, proteininin vücutta kullanılmamasını sağlamaz dedi Selahattin Bey.

Süt, çok iyi bir A vitamini, az da olsa D vitamini, B2 riboflarin, kalsiyum, yağları ve protein ile büyüme hormonu +CLA için tüketilirmiş. B2 vitamini ışığa karşı duyarlı olduğu için cam şişelerde ışığa maruz kalırsa, B2 vitaminini kaybedebilir ama başka bir problem yaratmazmış

Homojenizasyonu iyi olan süt kokmaz ve 2 yaşına kadar çocukların her şeyi tam yağlı tüketmesini öneririz diye ekledi ayrıca Selahattin Bey.IMG_20150603_113122

Bu arada;

Fındık – Yağlı tohum suyu

Soya – Baklagil suyu

Yulaf – Tahıl Suyu

Badem – Yağlı tohum suyu

Pirinç – Tahıl suyu

Hindistan Cevizi – Meyve suyu olarak değerlendirilebilir. Bunlar süt değildir diye belirtti.

İneklere verilen antibiyotikler konusuna gelince… Bu antibiyotikler bize geçer mi diye sorarsanız yanıt: Evet, geçer. Amaaaa….antibiytik zaten veteriner kontrolünde, onun uygun gördüğü miktar ve sürede hayvanlara veriliyormuş. Bu durumüş ve antibiyotik kullanımının bitiminden 6 gün sonra süt alınırmış hayvandan.

Ben bu Sütlü Kahvaltılar’dan hem çok keyif aldım, hem de cidden bilmediğim çok şey öğrendim.

Ben kalp bu tür toplantılar.

Fikir Annesi’ne, bu güzelgrup içine beni de katıp davet ettiği için çok teşekkürler!

 

Leave A Comment