Şiddetsiz İletişim_Marshall B.Rosenberg

Şiddetsiz İletişim

Ben bu kitabı internetanneleri ‘nin online katıldığım Annelikte Zor Zamanlar eğitiminde Iraz Toros Suman’ın tavsiyesi üzerine almıştım. İyi ki de almışım, zira çok beğendim. Hem çocuklarıma ve etrafıma nasıl davranmam gerektiğine dair çok güzel ipuçları buldum kitapta. Bazı davranışlarımın sebeplerini/sonuçlarını farkettim.

Şiddetsiz İletişim Süreci kısaca şöyle:

* Rahatımızı etkileyen,  gözlemlediğimiz somut davranışlar,

* Bu gözlemimize bağlı olarak, kendimizi nasıl hissettiğimiz,

* Duygularımızı oluşturan ihtiyaçlarımız, değerlerimiz, arzularımız vb.

* Yaşamımızı zenginleştirmek için istediğimiz/rica ettiğimiz somut davranışlar

Buradan itibaren de sözü çok uzatmadan, kitabı yine kitaptan cümlelerle yazmak istiyorum. Bu bölüm Şiddetsiz İletişim’in 3.bileşeniyle ilgili.

(Sayfa 79) “Bu bileşen, duygularımızın ardındaki ihtiyaçlarımızın farkına varmaktır. Başkalarının söyledikleri ve yaptıkları, duygularımızı uyandırabilir ama asla bu duyguların nedeni değildir. Birisi bizimle olumsuz biçimde iletişim kurduğunda, verilen mesajı alırken dört seçeneğimiz vardır:

1.Kendimizi suçlamak

2.Başkalarını suçlamak

3.Kendi duygu ve ihtiyaçlarımızı sezmek

4.Diğer kişinin olumsuz mesajının ardında saklı olan duygu ve ihtiyaçları sezmek

Diğerleri ile ilgili yargı, eleştiri, teşhis ve yorumlar kendi ihtiyaçlarımız ve değerlerimizin yabancılaşmış ifadeleridir. Başkaları eleştiri duyduklarında, enerjilerini kendilerini savunmak veya karşı saldırıya geçmek için harcarlar. Duygularımızı ihtiyaçlarımızla ne kadar doğrudan bağdaştırırsak, karşımızdaki insanların bize şefkatle cevap vermesi o kadar kolaylaşır.

İhtiyaçlarımızı tanımladığımızda ve açığa vurduğumuzda genellikle acımasızca yargılandığımız bir dünyada böyle davranmak son derece ürkütücü olabilir. Bu özellikle sosyalleşirken, başkalarının ihtiyaçlarını gözetirken kendi ihtiyaçlarını gözardı etmeyi öğrenen kadınlar için geçerlidir.

Duygusal sorumluluk geliştirme sürecinde, çoğumuz üç aşama deneyleriz:

1.”Duygusal kölelik” aşaması, yani başkalarının duygularından sorumlu olduğumuz inanmak.

2.”Başkaldırı” aşaması, yani başkalarının duygu ve ihtiyaçlarını dikkate almayı reddetmek,

3.”Duygusal özgürlük” aşaması, yani diğerlerinin değil, kendi duygularımızın tüm sorumluluğunu kabul edip kendi ihtiyaçlarımızı asla başkaları pahasına karşılayamayacağımızın farkında olmaktır.”

Eee, siz ne diyorsunuz? Sadece bu kadar kısmı bile tümünü okumak için yeterli değil mi?