Dijital Detoks Nedir? Nasıl Yapılır? 25. Kare (25. Ekran) nedir ve tehlikeleri nelerdir diye merak ediyorsanız…

Ezgi Ökse_Dijital Detoks Nedir?

Ezgi Ökse_Dijital Detoks Nedir?

Geçtiğimiz haftasonu, sevgili Hassas Anne Ece’nin “Hassas Anne Etkinlik Merkezi”nde ilk kez dinleme imkanı bulduğum çiçeği burnunda anne, Çocuk ve Ergen Psikoloğu Ezgi Ökse’nin “Diğital Detoks” eğitimine katıldım. Uzun zamandır merak ettiğim bir konuydu ve Duru ile Ahu Rüzgar’ın dedelerinde zaman geçirecek olmalarını fırsat bilerek kendimi Koşuyolu’na attım. İyi ki de gitmişim. Zaten Ece’nin yeni mekanını çok merak ediyordum. Zekeriyaköy’deki yerini kapattı, bize yakına geldi ya; pek bir mutluyum :) Bu mekanı da çok keyifli ve her türlü sohbete, etkinliğe uygun. Yine iyi iş çıkarmış. Dijital Detoksa notlarıma geçmeden önce, en kısa sürede gidip oradaki bir etkinliğe katılıp kahvenizi içseniz bile size yeter inanın derim.

Ezgi, deneyimsel oyun terapisi yoluyla iletişim kuruyor çocuklarla. Çocukların tek derdinin kendilerini anlatmak olduğunu, dolayısıyla terapi sırasında oyun içinde anlaşıldıklarını hissettikleri zaman sorunlarının çözülmüş olduğunu belirtiyor.

Gelelim Dijital Detoks’a…

Aslında hepimiz gayet farkındayız sanırım çocuklarımız kadar kendimizin de bu detoksu yapmamız gerektiğinin. Çünkü en basitinden biliyoruz ki kendimiz nasıl çocuğumuza sigaranın zararlı olduğunu söylediğimiz halde sigara kullanıyorsak, çocuğumuzun da ileride sigara içme olasılığı ailesinde sigara kullanılmayan bir çocuğa göre çok daha fazla. Teknolojiyle sınırlarımızı iyi ayarlayıp her konuda olduğu gibi iyi birer rol model olmamız gerekiyor çocuklarımıza. Hepimiz gayet iyi biliyoruz ki onlar doğruyu yanlışı en güzel bu şekilde ayırt edebiliyor ve eğer sorun söz dinlemekse, sözümüzü bu şekilde çok daha iyi dinliyorlar. Yani demem o ki iğneyi kendimize, çuvaldızı çocuklarımıza batırmalıyız.

Son yıllarda dikkat eksikliği (DHP) ve hiperaktivitede artış görülmüş. Artışın bir kısmı, ölçümlerin hâlâ çok eski testlerle yapılıyor olmasına bağlansa da aslında bu sorunlarla şikayet edenlerin sayısında eskiye nazaran gözle görülür bir fark da var. Dikkat eksikliğinin köküne, nedenine inmek gerekiyor. Özellikle 2000 sonrası doğumlu Z kuşağı olarak nitelendirilen çocukların günümüzde çok fazla uyarana maruz kalmaları ve teknolojik aletlerle temas halinde bulunmalarının da bunda çok büyük etkisi var. Bu da tabii dikkatlerini düşürüyor

25.kare nedir? Tehlikeleri var mıdır?

Aslında ekran 24 kare içeriyor. Peki siz, maruz kaldığımızın farkında bile olmadığımız bir karenin daha olduğundan, yani 25.bir kareden haberdar mısınız? Dahası, bilinçaltımıza yerleştirilen bu kareye şu anda dünyada en yüksek yatırımların yapıldığını ve büyük şirketlerin bu 25.ekranı satın alarak reklamları biz farkında bile olmadan bilinaçaltımıza yerleştirdiğini biliyor muydunuz?

Bu alanlar ayrıca sadece görsel kısımlarda, yani ekranlarda değil. Dinlediğimiz müziklerin arasında da var. Sadece kulaklarımız bunu işitemiyor; o kadar. Yani farkında değiliz bir şeyler dinlerken bile bize empoze edilenlerin. Ama biz sadece müzik dinlediğimizi sandığımız sırada bize alttan verilen, farkında bile olmadığımız markalar, olaylar, oluşumlar var.

Hassas Anne Ece ve ben

Hassas Anne Ece ve ben

Şimdiii… Tam da bu noktada size, eğitim sırasında şahit olduğum bir olaydan bahsetmek istiyorum. Ezgi bu, 25.kare olayını anlatırken dedi ki: “Son zamanlarda bu alanlara özellikle yepyeni bir din reklam vermeye başladı. Bu din, hani işareti şu olan, neydi adı?” diye sordu. Bunu söylerken de o dinin simgesini yaptı elleriyle bize hatırlatmak için. Ama biz hiçbirimiz Ezgi’nin neden bahsettiğini anlamadık. O sırada annesinin yanında bizlerle birlikte konuşmayı dinlemekte olan 10 yaşlarındaki çocuktu tek cevap veren: “Illuminati” dedi! Biz şok olduk! Ezgi ona döndü ve peki sen nerden biliyorsun diye sordu.Çocuğun cevabı ise “Internette her yerde rastlıyorum ben ona,” oldu. Neden mi? Çünkü hedef kitledeydi!

Bir de Coca Cola ve Pepsi durumu var. Son dönem Pepsi reklamlarını görmüşsünüzdür belki… Hani şu MFÖ’nün Özkan’ının da rol aldığı bu reklamlarda Özkan sürekli, “Adına bakma, tadına bakma” diyor ya; işte o reklamdan bahsediyorum. Şöyle ki; reklamda sürekli Coca Cola içtiğini ve tadını beğendiği için o markayı tercih ettiğini belirten bir çocuk isimlerini bilmeden iki farklı kolayı denediğinde seçip beğendiği tadı Coca Cola sanıyor ama aslında değil! Bu marka Pepsi çıkıyor! Ve Ezgi, bu reklamın gerçekten doğru olduğunu, noter gibi yurtdışında yetkili uluslararası makamlar tarafından bu testin yapıldığını ve sonuçların Pepsi’yi işaret ettiğini söyledi. Yani aslında Coca Cola’nın dünyada reklama en büyük bütçeyi ayıran fimalar arasında olması boşuna değil.

Bir de… Lütfen düşünün; gece yarısı, durup dururken neden canınız Magnum çekiyor acaba?

Son yıllarda artış gösteren rahatsızlıklardan bazıları da ayrıca disleksi, otizm, konuşma güçlüğü…

Çocukların konuşma yaşları 2,5 – 3’e kadar çıktı. Tv izlemiyor olsa bile aslında televizyonun sürekli açık olması dahi çocuğu bir şekilde tv.ye maruz bırakmış oluyor. Çocuğu tamamen soyutlamaktan değil, sadece olayda denge bulmaktan bahsedildiğinin özellikle ayrıca altını çizmek gerek.

Son yıllarda 4-5 yaş aralığındaki çocuklarda, tv izleme süresi günde 4-5 saate kadar çıkmış. 0-3 yaş aralığında mümkünse evde tv açılmaması gerektiğini söylüyor Ezgi.

Doğadaki hiçbir canlı dünyaya geldiğinde insan yavrusu kadar yardıma muhtaç değil. İlk 3 yılda önbeyin tamamlanıyor. Nöronların birbirini tetikleyerek gelişmesi, bilişsel alan/neokorteks gelişmediği için 18 yaşında oturuyor. 18 yaşına kadar cezai ehliyetin olmama sebebi de bu.

Çocuk, dünyayı oyunla keşfeder

Günümüz çocukları bisiklete binmeyi, grup içinde oyun kurmayı bilmiyor. Genelde anneler çocuklarının sürekli sıkılmasından şikayetçi. Peki çocuğunuz sıkıldı diyelim; bunun ne zararı var? Aksine faydası var bile diyebiliriz çünkü bu sayede yaratıcılıkları ön plana çıkıyor. Ebeveynler çocuklarına sürekli zamanlarını geçirmeleri için fırsat yaratmak, onlara oyun ya da zaman geçirmeleri için öneride bulunmak zorunda değiller ki.

Çocuğunuz sıkıldığında….

Diyelim ki çocuğunuz size sıkıldığını belirterek geldi. Ne yaparsınız? Hiçbir şey yapmayın J Kendi haline bırakın. Sınırınızı koyun. Ben arkadaşımla oturup sohbet edicem / kahvemi içicem deyin. Ona yaratıcı olması, kendini oyalaması için fırsat verin.

Ben bu “dijital detoks” konusunu gerçekten çok önemsiyorum. Notlarıma baktım da… Bir tek yazıya sığdıramayacağım sanırım. Ben en iyisi bu konuyu ikiye böleyim… Birkaç gün içinde yazımın ikinci kısmıyla sizinle buluşmak üzere, şimdilik bu yazıya son vereyim.

Hepinize keyifli, teknolojik aletlerden uzak, dijital detokslu günler dilerim :)

 

 

Leave A Comment