Çocuk da Yaparım Kariyer de

Madalyonun iki yüzü var: Çocuk mu? Kariyer mi?

“Birini seçmem gerekmiyor ki, ikisini de yaparım” dediğinizi duyar gibiyim. Yaparsınız tabii. Milyonlarca kadının yaptığı gibi. Fakat gerçekte ne kadar kolay bu işi yapmak? Şarkıdaki gibi “çocuk da yaparım kariyer de” deyince hakkıyla yapabiliyor muyuz acaba her ikisini de? Hem lâyıkıyla… Hem de birini yaparken aklımız diğerinde kalmadan.

Gerçek hayat, Nil’in şarkılarındaki kadar toz pembe mi?

Her şeyi tek başımıza, kimseye ihtiyaç duymadan yapabilmeye gücümüz yetiyor mu mesela?

“Tek taşımı kendim aldım, tek başıma kendim yaptım” diye yalnızlığımızla daha ne kadar başbaşa kalmayı düşünüyoruz? En önemlisi de bunu yaparken gerçekten mutlu muyuz?

Yoksa bir yanımız hep boş mu? Sıcacık battaniye altında film seyrederken, eşimize sarılmayı tercih etmez miyiz onun yerini peluş oyuncaklarla doldurmaya çalışmak yerine?

Yalnız başımıza, evlenmeden, çoluk çocuğa karışmadan, sadece işimiz ve kariyerimizde geldiğimiz noktadan mutlu muyuz gerçekten? Yoksa mutluy“muş gibi mi yapıyoruz” belki de farkında bile olmadan?

Kariyer basamaklarını başarıyla tırmanmak hayatı ertelemeye değiyor mu?

O basamakları tırmanmanın bize verdiği gücün, aslında erkeklerin ürktüğü bir şey olduğunun, onları bizden uzak tuttuğunun farkına varamadık mı hâlâ?

Erkeklerin güçlü, ama bir yanıyla ihtiyaç duyulan, erkekliğini kendine hissettiren kadınlarla birlikte oldukları gerçeğine kulaklarımızı mı tıkadık?

Üniversiteden mezun olur olmaz, hatta mezun olmadan atılmadık mı iş hayatına?

Belki de evlenip çoluk çocuğa karışma hayaliniz olmadı.

Yalnızdınız; yalnız olduğunuz için daha çok çalıştınız.

Çalıştıkça güçlenip güçlendikçe daha da yalnız kaldınız.

Kendinizi işinize adadınız. Birlikte geçirebileceğiniz kimse olmadığı için haftasonları bile anlamını yitirdi belki sizin için.

Sendrom şöyle dursun, pazartesi günlerini sever oldunuz. Zaman geçiyordu çünkü işyerindeyken. En azından ofis ortamı kalabalıktı. Yalnız olmuyordunuz soğuk, kimsenin sizi beklemediği, soluk alan başka birinin olmadığı evinizdeki gibi.

Peki hayata tek başına göğüs gerebilen kadınların yaşamlarına yalnız devam ettiğini ne kadara kadar görmezden geleceğiz?

En kötüsü, çocuk sahibi olmayı ne zamana kadar erteleyeceğiz?

Yıllar sonra emekli olduğumuzda… Geriye dönüp baktığımızda…

Kucağımızda sarıldığımız peluş oyuncaklarımız, beslediğimiz evcil hayvanlarımız yerine eşimiz ve çocuğumuz olmasını tercih etmez miyiz?

Bir de madalyonun öbür yüzü var…

Bir yandan kariyerimize odaklanıp terfi basamaklarını birer birer çıkmaya çalışırken, evliliğimizde istediğimiz mutluluğu yakalayıp çocuklarımızla gerektiği gibi/yeterince ilgilenebiliyor muyuz?

İşten yorgun argın eve döndüğümüzde çocuğumuzla oynadığımız evcilik oyunu yetiyor mu ona/bize?

Onun yanında olamadığımız zamanların acısını, ona aldığımız hediyelerle çıkarabiliyor muyuz?

Yoksa çoğunlukla o büyüyüp yetişkin olurken bizler sadece onun büyümesine seyirci mi kalıyoruz?

Gerekçemiz hazır nasıl olsa: Ona iyi birer gelecek sağlamak için bu kadar yoğun çalışıyoruz.

Peki ileride “onun” bize ayıracağı zamanı olmadığında, evden uçtuğunda içimiz cız etmeyecek mi?

“Onlar için” çalışıp onlardan uzak olmak ne kadar iyi olabilir ki?

Hadi söyleyin bakalım: Yazı mı, tura mı?

Belki de sadece “her koyun kendi bacağından”…

Comments
8 Responses to “Çocuk da Yaparım Kariyer de”
  1. Özlem says:

    ikizler ile birlikte iki kitap yazdım ver master yaptım. üçüncü tekiz bebek bekleyerek doktora yapıyorum. Özel bir üniversitede öğretim görevlisiyim. kadın isterse herşey bir arada olur:):)

  2. uykucununteki says:

    geç kalan yorumum :)

    ben çocuk istemiyorum evlilik konusuna ise biraz uzak bakıyorum çünkü mutlu hiç bir evli insan görmedim.Bu sebeple anne olma konusundan yırttıysam geriye iş geliyor elbette ki :) kariyerinin tepesinde başarılı sözü geçen -erkek gibi- kadın olmayı …istemiyorum. Yani iş dediğin nedir ki para kazanıp karnımı doyurmak ve belki de yaşlılık günlerimin yatırımını yapmak için gerekli.Ama hayatımı adamaya sinirlerimi harab etmeye bilmem neye gerek yok.Dünyanın en başarılı insanı olsan bile yerine biri gelecektir unutulacak gideceksin.İkisi de değilse “ne o zaman nee” diyen kişiye dediğim gibi :) keyif insanıyım ben sürekli keyif yapayım saçma hedeflerim totemlerim olsun hayatı hakettiğince ciddiye alayım fazla değil istiyorum.zaten çöyle de oluyor :)

    sadece 2 seçeneğimiz yok.

    • Yorumun harika bence ve haklısın, tabii ki iki seçenek yok. O daha çok şarkıya göndermeydi. Her şey kişisel ve ara yollar var mutlaka… Ve seni tek bir cümleyle yanıtlıyorum: Eğer evlenmek isteyecek kadar sevecek birini bulursan, o zaman değişir fikirlerin :o)

  3. içim nasıl rahatladı anlatamam sana. böyle bir konuda yardım isteyebileceğim birinin olması kadar güzel bir şey olamaz :o)

  4. süpersin Fulya ;o) sitene de göz attım. eline sağlık.
    benim tek söylemek istediğim, bir şekilde yardım alınmak zorunda kalındığı ve bunun da genelde çocuklar kısmında olduğu aslında. yani bakıcı, anne gibi.

    • fulya says:

      kesinlikle.. ben bütün o gel gitlerimi debdebelerimi yazmak için başladım blog olayına zaten.. ama artık bakıcı konusunda yetkinim diyebilirim :) lazım olduğunda bana dönebilirsin iç rahatlığıyla..

  5. fulya says:

    destek olan bir anneniz, iyi bir bakıcınız ya da imkanınız, iş yerinde biraz esnek çalışma için krediniz, kamera sisteminiz, evi işyerine yakın taşıma imkanınız varsa c) hepsi….
    benim hikayem… http://sarimsakinfaydalari.wordpress.com/category/calisan-anne/

Leave A Comment