Armudun sapı üzümün çöpü derken…

30lu yaşlarında hâlâ evlenmemiş olmak zor bir durumdur.

Bir kere her şeyden önce kimse sizi “almadığı için”, “evde kalmış” damgasını yemişsinizdir alnınızın tam da ortasına.

Her akraba ortamında bu durum can sıkıcı bir şekilde suratınıza bir tokat gibi çarpılır aslında sizin “iyiliğinizi düşündüğünü söyleyen” pek değerli aile büyükleriniz tarafından.

Artık “beni ne doktorlar ne mühendisler istedi” evresini geride bırakıp bir çağı kapatmış kabul edilirsiniz 30. yaş gününüzle.

Üflediğiniz mumlar, hayallerinizdir akrabalarınıza göre.

Çiftlerin yanındaki zavallı 3.kişi/yalnız hatun durumuna düşmüşsünüzdür.

Zaten bu çiftlerin hatunlarının çoğu da sizi, bekar olduğunuz ve her an kocalarına çengel atabileceğiniz paranoyaklığıyla yanlarında istemezler. Ya da onlar da sizin biriyle “çift” olmanızı sağlayıp “Ayy, ne güzel dördümüz gezeriz” nâraları arasında çiftleştirme araştırmalarına girişirler.

Arzu edilen, beğenilen, çalışkan, kendi parasını kendi kazanan, gurur duyulan aile ferdi rolünüz, kimsenin almak istemediği kız kurusu bir kariyer delisi olarak yeniden tanımlanmıştır artık. Turşunuzun kurulması ve evin en nadide köşesinde saklanabilmeniz için gerekli turşuluk kavanoz araştırmaları da tam hız devam etmektedir.

İşiniz hayatınız, hayatınız iştir ve bu sıkışıklıkta yakın akrabalarınızın size uygun gördüğü, aslında hiç de uygun olmayan damat adaylarıyla sıkıcı yemeklere gitmeye başlamanızın vakti gelmiştir artık.

İşin kötüsü bunu şimdiye kadar yaptığınız gibi kabul etmemek için elle tutulur hiçbir sebep de öne süremeyecek durumdasınızdır.

Akrabaların bulduğu hiç ama hiç de uygun olmayan damat adayı bile, sizin olmayan beyaz atlı prensinizden daha iyidir zira.

İşyeri için bile yaşlanmışsınızdır artık.

O zamana kadar hakettiğiniz terfileri alabildiyseniz ne âlâ. Ama alamadıysanız, iş değiştirmek için bile geç kalmışsınızdır büyük ihtimalle.

Bir de üstüne üstlük körpe, birbirinden güzel kızların ofiste fink attığı zamanlar gelip çatmıştır.

Şirketteki erkeklerin çoğu çıtırlar varken size dönüp yan gözle bile bakmaz. Eskisi gibi iltifat da etmez olurlar.

Çıtır kızlarımızla aşık atışacak bir vücudunuz da kalmaz gitgide. Ofiste yağlı poğaça-böreklerle ekran karşısında edilen kahvaltılar, öğle yemeğinde bir an önce işyerine dönebilmek durumundan dolayı çiğnemeden yutulan fast-food lar ve daha da beteri fazla mesaiye kalınarak gecenin körlerinde yenilen akşam yemekleri löp löp et, top top yağ olarak yerleşmiştir münasip yerlerinize.

Bir de hatun vücudunun 30 yaşını bir nevi “geleni stoklama miladı” olarak kabul ettiği gerçeği ile eskisi kadar hızlı çalışmayan metabolizmayı buna ekleyince ver bakalım o kiloları verebilirsen durumları var tabii.

Bu durumda iyi eğitimli, zehir gibi hatunlar arasında hakettiğiniz özgüveni de bulmaya çalışırken tamamen kaybolan bir hatuna dönüşme ihtimaliniz artık çok yüksektir.

Biyolojik saatten ayrıca bahsetmeme gerek var mı bilmiyorum, ki bu da içlerinde en sinir olanlardan biri.

Zira ilk doğumu 30 yaşına kadar yapmış olmak iyidir; bunu herkes bilir. Ki ayrıca bu yaşta birini bulup birbirini tanıma aşamasına başlayacağını düşünüp buna bir de evlenmeye ikna etme turlarını da ekledik mi, al sana birkaç yıl daha.

Evliliğe alışmaktı, yeni düzendi derken oldun mu 35?

Biyolojik saatin tiktakları her türlü alarm durumunda artık. Zira her açıdan riskli bir döneme girdin, ki inan bana sen bile tahmin edemezsin zorluklarını. Yok artık öyle “istediğim her an çocuk pırtlatırım” durumları. Zira geç kaldın cicim! Ayın doğru zamanıydı, hormon testlerinin sonuçlarının bedbaht durumuydu derken bir bakmışsın düdük gibi kalakalmışsın ortada.

Yok o damat adayının gözünün üstünde kaşı vardı, yok kariyer basamaklarıydı derken geçip giden 35 yılın anısına saygı duruşu yapma zamanı gelip çatmıştır artık. Yap bakalım şimdi çocuğu yapabilirsen.

Yani demem o ki, zaman hızla akıyor ve armudun sapı üzümün çöpü derken tren kalkıyor!

Binecek yolcu kalmasıııınnn!

Comments
9 Responses to “Armudun sapı üzümün çöpü derken…”
  1. deniz says:

    30 dan önce fazla etkilenmiyordumda 30 a gelince çevremdeki baskılar ,laf sokmalar,vs kafam karışmış durumda bazem kendimi çıkmazda gibi hissediyorum aslında mutluyuz ama türk aile yapında evlilik değişmez bi olgu ,koca bi sorumluluk umarım beklediğimiz beyaz atlı prens bi gün gelir ne diyelim..

    • Merhaba,
      Etrafınızdaki baskılara, laf sokmalara, falana filana bakmayın… Kendi kararınızın arkasında durun, her zamanki gibi kendinizden emin bir şekilde…
      Mutluyuz demişsiniz… Ne kadar önemli bunu söyleyebilmeniz farkında mısınız? Aslında mutsuzluk kol geziyor çünkü her yerde. Siz şanslılardan, küçücük azınlıktansınız demek ki… Ne mutlu size :o)
      Tecrübelerime dayanarak şu kadarını söylememe izin verirsiniz belki : Beyaz atlı prens yok :o) Sadece sizin, beklentilerinizi biraz da olsa yontmanız, kendinizi aşka açmanız, birlikte olma ihtimaliniz olan kişileri görmeye başlamanız gerekiyor, hepsi bu :o)
      Ama, sonuçta evlenmek zorunda olduğunuzu düşünmeyin. Hayatınızın geri kalanını birlikte geçirmek isteyeceğiniz biri çıkması önemli…
      Ki bunu da bulmak zaten en zoru :o)
      Sevgiler,

  2. ahmet says:

    erkek için düşündümde, 30 dan sonra erkek erkeğe tatil, Allah göstermesin:)

  3. Gökhan says:

    Kızlar Evde kaldınız bosuna ugrasmayın, sız kendınızı kızkıza da mutluyuz vs gıbı yorumlarla kandırmaya devam edin, aynen öyle, armutun sapı uzumun copu derken evde kaldınız…

  4. Candy says:

    Ben bu yazıyı fazla evlilik ve koca takıntılı buldum. Mutsuz ve istemediğin bir evlilik yapmaktansa evlenmemek ve özgür olup bunun keyfini çıkarmak, seyahatler yapmak, arkadaşlarla buluşmak, her zaman birileri tarafından beğeniliyor duygusuyla yaşamak insanın ruhunu besler. Oysa tren kaçıyor diye yapılan evlilikler üste binen aşırı sorumluluk, romantik ve duygusuz ilişkiler şeklinde insanda hayal kırıklığı sonrasında yıllarca devam edecek mutsuzluk yaratır. Bırakın artık bu erkek kovalama işini. Aşık olduğunuz, anlaşabileceğiz ve hayatı paylaşmaktan keyif alacağınız kişiyi bekleyin, bulamazsanız da hayata gelmenin keyfini çıkarın…Artı çocuğun olmasa ne olacak? Çocuk yetiştirmek hiç kolay değil, herşeyin hayırlısını dilemek lazım :))

    • soru işareti says:

      Gecen gün bir karikatür gördüm, karikaturde elinde buket olan ve gelinlik giymiş bir kadın iskelet bankta oturuyordu, altında şöyle yazıyordu, “waiting for the perfect man”, yani, “mükkemmel adamı bekliyor”, hayatınızı bu şekilde tükentmeyin derim, biraz kafanızı rahat tutun illa ilk buldugunuz adamla hayatınızı gecırceksınız dıye bırsey yok ama kaprısten nazdan bıraz uzak tutun kendınızı, türk kızlarının ortak sorunu bence bu. Gozlemledıgım olay su: Bellı bır yasa kadar guzel kadının pesınden kosar erkekler, kadın sanırkı bu guzellık bakı, omur boyu boyle olcak, sonra yas 30 lara dayanır, gozler, yuzler kırısmaya baslar, sonra bır bakar etrafına pesinden kosan adam yok, tek tuk… Sonra aklına getırır eskılerı ya sunu nıye reddettım bunu nıye reddettım vs… Artık dızını dovme zamanıda gecmıstır, ne kadar dovse azdır… Alın sıze bır benzetme, kadınlar 20-25 arası futbol topu gıbıdır peslerınde 22 kişi koşar, 25-30 arasında basketbol topu gıbıdır, peslerınde 10 kısı kosar, 30-35 arası tenıs topu gıbıdır, 2 kısı kosar, 35-40 yas arasında ıse yakar top gıbıdır, atarsın tutan olmaz…

  5. Fulya says:

    Araban yoksa sari taksilerin hepsi senindir hatta alternatif yollari da kullanabilirsin.. Hic baskiya sokma kendini bebek iyi hos ama bakilmaya muhtac binlerce aile ihtiyaci olan cocukta var.. Gibi.. Ust bir yas siniri ile baskiya girmezsen diledigince seyahat edebilirsin, kitap okuyabilirsin, kiz kiza tatile gidebilirsin.. Olumluya odaklanmakta fayda var..

    • Çok haklısın. İlk önce kendi çocuğum olmasını deneyip eğer bir şeyler ters giderse diye hep aklımda olan bir alternatiftir çocuk evlat edinmek benim de. Taksiler ve olumluya odaklanmak hususunda da çok doğru söylemişsin. Öyle odaklanmakta fayda var gerçekten. Zaten ben bu yazıyı da unutulmaması gerekenleri (ve hatta 30larına geldiğinde başına gelenleri) eğlenceli bir şekilde ele almaya çalışarak karaladım. Bilmiyorum artık ne kadar becerebildim.

Leave A Comment